13 Ağustos 2017 Pazar

V. Zeka ve Yetenek Kongresi Yaklaşıyor...


Seminer, sempozyum ve kongreler her zaman beni çok heyecanlandırmıştır ve şartları zorlayarak katılabildiklerimin hepsine katılmaya çalışırım. Mesleki paylaşımların yanı sıra kişisel gelişime katkısına sonuna kadar inandığım bu etkinliklerden Zeka ve Yetenek Kongresinin yeri ayrıdır. Türkiye Zeka Vakfının ODTÜ'de düzenlediği bu kongrede ODTÜ'nün o aydınlık atmosferi, her yıl karşılaştığımız tanıdık yüzler, başkentin ciddiyetinin üstümüzde yarattığı o garip his ve muhteşem konuşmacılar sadece beni değil herkesi heyecanlandırıyor. 
Bu yıl 5.si düzenlenecek olan kongreye son 2 yıldır katılıyorum. Hem inanılmaz keyifli hem de çok geliştirici bir kongre oluyor. Kongre sırasında sosyal medyadan paylaştıklarım ve sonrasındaki yazılarım veya sohbetlerimle yakın çevremde de oldukça ilgi uyandırdım kongreye. Paylaşımlar o kadar hayatın içinden ki illa öğretmen olmak gerekmiyor katılmak için anne-baba olmak bile tek başına yeterli bence. İlk yıl bana eşlik etmek için sadece Ankara'ya gelen Gökhan'ım bile ikinci yıl baş dinleyici oldu:)
Bir de bu kongrede kalbim umutla doluyor. Bazen fazla karanlık gelen ülkem için aydınlık milyonların olduğunu görüyorum Türkiye'nin her yerinden gelen katılımcılarda.
Kongre afişleri çıktı, biletlerin satışa çıkmasını bekliyoruz. Sanırım bu yıl biraz kalabalık gideceğiz, bekle bizi ODTÜ bekle bizi TZV 4-5 Kasım'da...

İlgilenenler için adres: http://kongre.tzv.org.tr/2017/

27 Temmuz 2017 Perşembe

40'a Şurada Ne Kaldı Gökhanım ;)


Bir tripler bir pozlar... neymiş 37 bitiyor, 40'a şurada ne kaldı. Yok saçlarımda beyaz çok, göbeğim de iyice çıktı, aman fotoğrafta gördüm sırtımda kıllar çıkmış... oldu bitti seversin zaten böyle tribe girmeleri, kendine melankolik sebepler uydurmayı... ben seni tanıdığımda 24, eşin olduğumda 27 yaşındaydın. Dal gibiydin, saçlarında tek beyaz yoktu. O zaman da 30'a şurada ne kaldı triplerini çektim. Ay ben ne çektim senin her "en yakın onluğa yuvarlanma" yaşlarında :)
Ama atladığın bir şey var benim canım... daha 50'ye ne kaldı, 60'a ne kaldı, 70'e ne kaldı, 80'e ne kaldılar,  Hanım ben bu sene kaç oldumlar var daha... ve benim tüm bu yaşlar için planlarım,
50'ye ne kaldılarda Rüzgar'ın üniversite Karmen'in lise telaşında olacağız örneğin... baş başa yıllara geri dönmeye başlayacağız ufaktan.
60'a ne kaldılarda ailemiz büyümeye başlar artık. Gelinler damatlar en azından adaylar olur. Bakarsın şans yüzümüze güler torunumuz bile olur. 
70'e ne kaldılarda kesin emekliyiz ve gezmediğimiz nere var nere yok geziyoruz. Her gittiğimiz yerden torunlara bir şeyler alıyoruz. Rakı artık seni çok etkiliyor ben sana rakı içirmiyorum. Sen bana telefonu elimden bırakmıyorum diye söyleniyorsun.
80'e ne kaldılarda bir hüzün gelmiş inceden. Artık ikimiz de iyice duygusal olmuşuz. El ele tutuşmadan uyuyamıyor, yalnız olunca yemek yiyemiyoruz mesela.
Hanım ben bu sene kaç oldumlar en güzel yaşlarımız. Ben her sene 82 diye yanıtlıyorum seni, kendimi de 70 küsurlarda bırakmışım kesin. O hüznü de atmışız üzerimizden hayatın anlamını anın güzelliğini çözmüşüz. Ben bile küfürlü konuşmaya başlamışım örneğin, her şeyle dalga halindeyiz. 
Balkonda her baş başa oturduğumuzda bu yılları hatırlıyoruz. Yazları Güre'de içtiğimiz akşamları, çocuklarla çıktığımız tatilleri, arka bahçeyi, oturduğumuz evleri, çalıştığımız yerleri... dostlarımızı anıyoruz, ailelerimizi anlatıyoruz, yine tüm hayallerimiz çocuklarımız ve artık onların çocukları için... ve sonra kesin bir akşam üstü, buruşuk damarlı ellerimizi birbirimize uzatıyoruz;
iyi ki diyoruz iyi ki hayat denen yolculukta birbirimizi bulmuşuz ve her alemde birbirimizin olmuşuz...

İyi ki doğdun Gökhanım, iyi ki varsın sevdiğim....