21 Mart 2017 Salı

"Ne idim ne oldum" / Nubar TERZİYAN



Çocukluğumuzun "iyi kalpli"siydi o... eve bir şekilde gelen yoksul kıza kol kanat geren bahçıvan, mahallenin bütün çocuklarına dede, aile kavgasını bitiren komiser, yanakları sıkılası sütçü... Her filmde başka bir "iyi" olan Nubar Terziyan... Bu topraklarda doğup büyümüş, can suyunu buradan almış, gerçek İstanbullu bir Ermeni... Ötekileşmenin en kanlı yıllarını da yaşamış ama hiç "ötekileştirmemiş" hiç "öteki" olmamış bir sanatçı... hepimizin yüreğinde adının karşılığı : Vicdan
Okunması Gereken Bilmem Kaç Kitap türevi kitap listelerini hiç sevmem ama bakmadan da geçmem sosyal medya sitelerinde. İçinde kitap olan her şey ilgimi çeker benim. Böyle bir listede gördüm bu kitabın adını da: NE İDİM NE OLDUM...
Akrabaların içinde birileri vardır hani gerçek hikayelerini hiç bilmediğin; ummadığın bir sandıktan bir tavan arasından, unutulmuş bir albümden, rakı masasında kalan uykusuzluğa dayanıklı son iki üç kişinin geç saatlerde yaptığı sohbetlerden veya belki de en acısı o kişinin ölümünden sonra hikayesi  ortaya çıkan birileri.. Vay be, bunları benim ......'m mı yaşamış dediğin aile büyükleri...
Bu kitap bana bu heyecanı yaşattı daha kitabı almadan.. O hepimizin bildiği ama çok azımızın tanıdığı Nubar Terziyan'ın kendi kaleminden geç ama geçkin olmayan yaşında yazdıklarını okumak istedim edebi bir iştahla...
Gerçekten de kendi gibi naif, dürüst ve hiç şaşırtmayan bir kitapmış... Biraz günce biraz hikaye...
Kitapları okurken çizmeyi çok isteyip benden sonra okuyacak kişiyi etkilememek için çizemeyenlerdenim ben. Ama bu kitapta aşağıdaki satırları çizdim. Çünkü kim okusa çizmek ister dedim...




Sezen Aksu atıfta bulunmuş ona bir şarkıda, güzel izler bırakan herkese selam olsun...


Kirpiklerinde bir çiğ tanesi olsam
Ansan o bahçeyi, rüzgârı çağırsan
Mevsim suluboya olsa
Günlerden mercan
İşte sanki o an
Nubar Terziyan sırtımı okşar
Eski filmler hâlâ o bahçede
Siyah beyaz ağlar.

26 Şubat 2017 Pazar

RüZGaR 7 Yaşında...


"İlk" ne heyecanlı bir şeydir... ne büyük acemilik... sen benim "ilk"im, en büyük acemiliğim... 
bir omuz havada kucakladığım, bakarken titrediğim... 
ne çok şey öğrettin bana 7 yılda, ne çok duygu yaşattın... 
ilk adımında,  ilk dişinde, ilk "anne" deyişinde, ilk  ilk pedal çevirişinde, ilk okumanda, ilk kulacında, ilk ateşlenmende, ilk düşüşünde, ilk yara kabuğunda, ilk ayrılışımızda...


Sen son 7 yıldır değil, ben var olduğumdan beri hep vardın, sensiz bir günüm olmamış gibi...



Aşkımızı somutlarcasına dünyaya gelişini, mutluluk gözyaşlarıyla karşıladığımız Rüzgar'ım... ruhumun sol kanadı... oğlum...
İyi ki doğdun
Seni senin deyiminle uzay kadar çok seviyorum...