22 Mayıs 2017 Pazartesi

Geniş Ailede Hitaplar :)

Son yıllarda çocukların aile içinde kendilerinden yaşça büyüklere isimleriyle hitap etmeleri moda oldu. Bu durum bazı anne babalar için modernlik, bazıları için çocuğun küçük yaşlardayken bu hitaplarının sevimliliği nedeniyle müdahale etmek istememe, bazıları için çocuğun bireyselleşmesi için gerekli... çocuk yetiştirirken tek doğru yok biliyorum ancak benim hiç katılmadığım bir yaklaşım bu...
Çocukların büyük aileler içinde, ilişki çeşitleri içinde o gözle görülmeyen sosyal bağlantıları keşfederek büyümesinin onların gelişimine inanılmaz katkısı olduğunu düşünüyorum. Geniş ailelerimiz mükemmel örneklerle dolu değil kuşkusuz ancak huysuz bir dede, dominant bir nine, ilgisiz bir dayı, bencil bir hala, asabi bir amca, engelli bir teyze, davranış sorunu olan kuzenler bile çok şey öğretir çocuklara bence. Onlarla kurulan ilişkilerde çizilmesi gereken sınırlar hayattaki olumsuz karakterlere hazırlar çocukları. Ben en kötü ihtimalleri sıraladım tabi ama her ailenin beceriklisi, fedakarı, sevgi ustası, çalışkanı, dürüstü, emekçisi, ilgilisi, entellektüeli, zekisi, bakımlısı da vardır mutlaka. Olumlu özelliklere sahip aile üyeleri de farklı yönlerden besler çocukları. Bu ilişkilerin çocuğun hayatı boyunca beslenebileceği damarlar olduğuna inanırım ben. 
Belki kendi çocukluğumun böyle büyük aile içinde, tabi ki iyi ve kötü örneklerle ancak yine de mutlu geçmesi böyle düşündürüyor bana  bilemiyorum. Bugün iyi veya kötü günlerde bir araya gelmek, her daim kalabalık olmak, istediğimde el istemek istendiğinde el vermek iyi geliyor bana.
Tüm bu duygu ve deneyimlerle de çocuklarımı fırsat buldukça kuzenlerimle, kuzenleriyle, aile büyükleri ile bir araya getirmeye çalışıyorum ve bu beslenmeyi kendi gözlerimle onlarda da görüyorum. Halalarımla yaptıkları şakalar, teyzelerimle oynadıkları oyunlar, dayılarımla ettikleri sohbetler, kuzenlerimin tepelerine çıkmaları, kuzenlerimin çocuklarına kuzen demeleri... hepsi ayrı bir katkı...
İşte bu ilişkiler içinde herkese bu bağları hatırlarcasına hitap etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Hatta ben onlardan bahsederken .... Teyzen, .... Ablan dediğim için çocuklarımın da üçüncü kişilere onlardan bahsederken kendiliğinden .... Teyzem, .... Ablam demeleri beni çok da mutlu ediyor. Bu durumu modernliğimize vurulmuş bir darbe olarak görmüyorum :))) 
Çocuklarımın akrabalık ilişkilerinin yorucu tarafında kalıp yıpranmadan, ilişkilerini tabi ki seçimler yaparak kendi tarzlarında yürütmeyi öğrenmelerini istiyorum. İleride yetişkin olduklarında köklerini tanıyor, kültürlerini biliyor olmalarını önemsiyorum. Özellikle ilk gençlik yıllarında aile ortamına sürüklenerek getirilen ergenler değil kendilerine göre o aile içinde yer almış o ailenin çocukları olarak girmelerini istiyorum. Sanırım bu ilişkileri kurabilmeleri için şimdiden bir çeşit yatırım yapıyorum :)





Hafta sonu çektiğim fotoğraflara bakarken düşündüm bunları, paylaşmak istedim. 
Çocuklarımızı geniş aile içinde, yine de iyi örneklerle, güzel anılar biriktirerek, sevgiyle büyütmek dileğiyle..
İyi haftalar..


18 Nisan 2017 Salı

Tarih 18 Nisan...

Bir karından dünyaya gelendir kardeş.. Ben bu yüzden annesi bir çocukları, kardeş görürüm hep.. Çünkü daha dünyaya gelmeden o karında başlar insanın insan olma yolculuğu... İçinde yer aldığın bedenin ruhu, yüreği, aklı geçer sana DNA lardan çok... aynı karından olanlar hayat bazen başkaymış gibi gösterse de er ya da geç bir olduklarını anlarlar. 
Bu farkındalığa doğdukları andan beri sahip olanlar daha başka yaşar kardeşlik duygusunu... birbirinin aynası olmak nedir yaşarken öğrenirler.. Sesi, yetenekleri, karakteri, öncelikleri, fiziksel özellikleri bambaşka bile olsa öyle bir "aynılık" vardır ki aralarında kimseler bilemez. Birbirinin aynısı ve aynasıdırlar yani...
Bütün anıların, çocukluğun, unuttukların, unutamadıkların şifrelenmiştir kardeşinde.. başı olmayan sonu gelmeyen bir ırmaktır ve hayat bir ırmak gibi akarken ırmak yatağında kalan en ağır taştır kardeş. Irmak kurusa terk etmez...
Ben de çok şanslıyım ki önce annem babam, sonra hayat beni yalnız bırakmadı... Bir kardeş verdi kucağıma 2.5 yaşımda... O gün bugün "benim" dedim ona... Hangimiz büyük hangimiz küçük karıştırdık yıllar içinde... Severken, korurken, özlerken, sorun çıkartır veya çözerken abla oldum; sevilirken, korunurken, özlenirken, sorun çıkarırken kardeş... 
Yıllar geçti, büyüsün istemedim aslında.. Ama büyüdü.. bugün 32 yaşını bitirmiş mesela takvimlere hadi canım diyorum.. O 18-22 arası bir yerlerde kalmış bende.. Hele 30'u geçmiş olması hiç mümkün değil kalbime sorarsan.. Şimdi karşımda bir koca adam.. 



Tarih 18 Nisan.. Hayatın ilk hediyesini aldığım gün bugün... 
Ben 35 yaşındayım ama ilk hatırladığım şeyin annemle babamın o köşe odada "yakında kardeşin olacak" dedikleri an olduğunu düşünürsek 32 yıldır hayattayım...

İyi ki doğdun canımın içi..