4 Ekim 2012 Perşembe

2. Ulusal Eğitim Programları ve Öğretim Kongresi / BOLU

Geçen hafta iş arkadaşlarımdan Fatma ile 2. Ulusal Eğitim Programları ve Öğretim Kongresine katıldık. EPÖDER tarafından düzenlenen PegemAkademi'nin sponsor olduğu kongreye bu yıl Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi ev sahipliği yaptı. 3 gün geçirdiğimiz Bolu'da bilgi, deneyim anlamında epeyce beslendik. 3 gün sonunda en çok da oğullarımızı özleyerek döndük İstanbul'a.. Söyleyecek, anlatacak çok şey var aslında tabi ama ben, kampüs ortamını, sloganı "Büyüyen küçük şehir BOLU" olan bu güzel kenti, kongreye katılan çok az özel okul öğretmeninden ikisi olmanın gururunu, üç gün geçirdiğimiz akademisyenlerle yani hocalarımızla yaptığımız sohbetleri, tadına doyulmaz bolçileri, tanışmaktan mutlu olduğumuz meslektaşlarımızı, heveslerimizi, hayal kırıklıklarımızı bir yana bırakıyor sizi üç gün boyunca elimdeki küçük kırmızı deftere yazdığım "öz"lü sözlerle baş başa bırakıyorum:

Prof. Dr. Mürüvvet BİLEN : 
"Eleştiri bir sanattır... Ne yazık ki eleştiri yerine saldırıyı yeğleyen çok insan var... İşte biz çocuklarımızın duygusal yönlerini geliştirmeliyiz ki eleştiri yapabilen ve kendine yapılan eleştiriye tahammül edebilen insanlar olsunlar.."
"Konuyu, işi eleştirelim. Asla kişiyi, yaşamı, görüntüyü eleştirmeyelim."
"Ben mükemmelim diyen insan eğitilemez. Gelişmek istiyorsanız mükemmel olduğunuzu düşünmeyin."


Prof. Dr. Veysel SÖNMEZ
"Bizde program geliştirme yok! Program "değiştirme" var. Biz sadece bir kez program geliştirmeyi denedik o da köy enstitüleriydi."
"Bilim evrenseldir." yanlış bir önermedir, tartışma konusudur."
"Göçebe toplumun kültürü olur uygarlığı olmaz."
"Bilim bir saçmalama sürecidir. Pek çok saçma öneri zaman içinde bilimi oluşturur. 200 yıl önce Ay'a gidelim diyen biri o dönem için saçmalamıştır."
"Aklın yolu bir değildir, aklın yolu sonsuzdur."
"Öğretmen davranış mühendisidir."
"Türkiye'de eğitimi, eğitimle uğraşanlar dışındaki herkes bildiğini zanneder. Herkes eğitimci!"


Prof. Dr. Ali BAYKAL:
"Akılsız tahtalardan akıllı tahtalara geçtik ya toplum değişti sandık."
"Hedefin adına "kazanım" denirse zaten iş bitmiştir. Ölçmeye gerek kalmaz. Adı üstünde kazanım, kazandırıyoruz kazanmışız."
"Eğitimde esneklik diyoruz ama bunu ne kadar sağlıyoruz? Dersler mesela, niye hep 40 dakika?"

Doç. Dr. Nurdan KALAYCI:
"Biz 21. yüzyılın trenini kaçırmayalım derken bizi şu anda eski kara trenlere bindirmeye çalışıyorlar. Bir şeyler yapmalıyız!"

Prof. Dr. Güzver YILDIRAN:
"Branşlaşma öğrenme stillerini geliştirir mi, değiştirir mi?"

Prof. Dr. Fersun PAYKOÇ
"Programlar değiştiğinde eski olanları rafa mı kaldırıyoruz, iyi örnekleri devam ettirebiliyor muyuz?"

ve Prof. Dr. Nuray SENEMOĞLU:
"Çocuklarımızı bizim geleceğimize mi hazırlıyoruz onların geleceğine mi?"


ÇOCUKLARIMIZ İÇİN AYDINLIK BİR GELECEK DİLEĞİYLE...

Hiç yorum yok: