24 Ocak 2013 Perşembe

Uğur'lar Olsun...

20 yıl önce olduğuna göre demek ki 10 yaşındaymışım Uğur Mumcu öldüğünde... Babam ve annemin üzüntüsünü görmüş, çok iyi birinin öldüğünü anlamıştım. Annem ve babam arkadaşlarıyla Cağaloğlu'na gittiler, Cumhuriyet gazetesinin orada yürüyüş olacaktı. Ben de geleyim, dedim. Olmaz, dediler.. biraz merak en çok da gezme isteğiydi aslında gitmek isteme sebebim. Annem ve babamı oraya götüren sebebi anlamayacak kadar küçüktüm çünkü..
Şimdi 30 yaşında bir kadınım... 3 yaşında bir çocuğu olan, ülkesinin tüm çocukları için güzel, aydınlık ve özgür yarınlar düşleyen bir öğretmenim aynı zamanda... ve bugün ne gariptir ki yine Cağaloğlu'nda olan okuluma gelirken 20 yıl öncesini düşündüm... yüreğimde o gün annem ve babamı bu yokuşa getiren kaygıya çok benzer kaygılarla.. O gün "Ben Atatürkçüyüm, ben Cumhuriyetçiyim, ben laikim, ben antiemperyalistim, ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım, ben özgürlükçüyüm, ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Dün sabaha değin araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. Öyleyse vurun, parçalayın! Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar doğacaktır!" diyen adamın gerçekten parça parça edilerek öldürülmesinin yarattığı hüzün bugün benim ve benim gibilerin gözlerinde... Biz o parçalardan doğan "onun" gibileriz belki de...
80'lerde yaşanan acıları dinleyerek büyümüş ben, oğluma 2000'lerde yaşanan acıları anlatmak istemiyorum... Oğlumu aydınlık, çağdaş, özgür bir ülkede vatan sevgisiyle büyütmek istiyorum...
Ve bir selam yolluyorum hüzünlü bulutlara, inadına umutla...


6 Ocak 2013 Pazar

Kalbimin Kızıl Saçlı Bacısına...

O kadar çok açtım ki şu ekranı haftalardır... Bir türlü tamamlayamadım yazıları, yarım kalanlardan da vazgeçtim... En son canım babamın doğum günü için oturduğum kalemperestimin başına yine bir doğum gününde oturuyorum.. Yazmadan geçemezdim, geç bile kalmış olduğum bu yazıyı...


Bugün 6 Ocak... Merco'mun, kız kardeşimin, büyüme yoldaşımın, uzun yıllar oda arkadaşımın doğum günü... Merco, aslında annemin kardeşi yani teyzem ama benden küçük.. Liseyi okumak için İstanbul'a gelip hem aynı ev hem aynı odada yaşamaya başlayınca başladı bizim kardeşliğimiz... Annem ikimizin de annesi olurken ben bir anda kocaman bir kız kardeşe sahip oldum..  Üniversiteyi kazanıp Ereğli yollarına düşene kadar birlikte yaşadık.. Her yere birlikte gittik, birbirimizin saçlarını ütüledik (o yıllarda lise kızları arasında çok yaygın bir uygulamaydı bu ;), dedikodunun kralını yaptık, birlikte güldük birlikte ağladık...  Büyüdük, okulları bitirdik, iş sahibi olduk, eş olduk, ben anne oldum o teyze oldu, ben teyze olmayı bekliyorum şimdi.. Bugünlere iki kız kardeş olarak geldik.. Adı Mercan olan teyzem, benim Merco adlı kız kardeşim oldu... Saçları yıllardır renkten renge girdi, nice boya gölge balyaj gördü ama ben onu, o çocukluktan genç kızlığa geçiş dönemindeki kızıl saçlarıyla hatırladım hep.. Bu yüzden Nazım'ın dizelerindeki gibi "Kalbimin Kızıl Saçlı Bacısı" dedim ona..
Bugün onun doğum günü... Berker için ne diliyorsam aynı içtenlikle Merco için de diliyorum... 
Hep mutlu ol Mercom... Bülo ile kurduğun o güzel yuvada huzur, sağlık hep yanınızda olsun... Sen ne istiyorsan, güzel yüreğinden ne geçiyorsa bu yıl gelsin seni bulsun.. 
Biz hep senin yanındayız, sen de hep bizim yanımızda ol kardeşim...
Doğum günün kutlu olsun...