19 Aralık 2014 Cuma

Annelik Yolculuğu... / Anne Olacağını Öğrenmek

Çoktandır yazmak paylaşmak istediğim konuyu birkaç bölüm halinde yazmaya başladım. Başlıklarım şöyleydi:
Anne Olacağını Öğrenmek
Anne Olmak
Çocuklu Yaşamın İlk Yılları
İkinci Kez Anne Olmaya Karar Vermek
İkinci Kez Anne Olacağını Öğrenmek
İkinci Kez Anne Olmak
ve İki Çocuklu Yaşamın İlk Ayları

Bu konularla ilgili o kadar çok paylaşımlarım oldu ki çevremdekilerle bu zamana kadar.. Bazen ben sordum, bazen onlar sordu.. Bir de okuduklarım vardı hala da oluyor. Bloglar, yazılar, web siteleri.. Şimdi ben yazmak istedim iki sebeple. Birincisi kendim için. Çünkü yazarken kendi duygu ve düşüncelerimi daha bir farkına varıyorum. İkincisi de okuyan, merak eden, ihtiyaç duyan diğerleri için.. Belki benim de kendi deneyimlerimle yararlı olacağım birileri olur, kimbilir? 
Dedim ve şimdi ikinci bölümle devam ediyorum. İlk bölümü okumamış olanlar yukarıdaki başlıklardan ilkine tıklayarak okuyabilirler.

ANNE OLACAĞINI ÖĞRENMEK

... ve bir gün belki o güvenemediğiniz idrar testinde, garantici bir tipseniz kan testinde beklediğiniz sonucu görürsünüz. Daha doğrusu idrar testi tamam çift çizgidir de o kan testi sonucunda ne pozitif yazar ne negatif. O kan testinin sonucundaki rakamların anlamını öğrenmek için girdiğiniz çaba doğanın size bir işaretidir belki, kim bilir ;) İşte O'nun yola çıktığını öğrendiğiniz o an; İster tek olun, ister yanınızda yüzlerce insan olsun unutursunuz dünyayı.. Bir meteor hızla gelmiş ve dünyanıza çarpmıştır. Öğrenince şunu yaparım bunu ederim dediğiniz ve her seferinde değiştirdiğiniz onlarca senaryo uçmuştur. İlk on dakika kontrolü kaybedersiniz. Aslında bütün bunların tek bir sebebi vardır.... inanamazsınız... Bedeninizde bir can taşıdığınıza inanamazsınız. Karakterinize göre atlattığınız ilk 10 dakikadan sonra yavaş yavaş normale dönmeye başlarsınız. Bir yanınız bütün dünyaya "Hamileyiiiiiiiim, anne oluyoruuuuuum" diye bağırmak isterken diğer yanınız engel olur. "Dur bekle, çok erken daha ne olur ne olmaz." der. Ama iki yanınız da şunu kabul eder: Yanınızda değilse baba ve aileler hemen öğrenmelidir ;) Sonra tatlı bir telaş, sarhoş bir heyecan başlar. Müjdeler verilir. İnsan pek çok şeyi unutur çok az şeyi hatırlar. Hatırlanan çok az şeyden biri de hamile olduğunuzu söylediğinizde aldığınız tepkilerdir. İster annen olsun ister müdürün unutmazsın! Bu yüzden biri hamileyim dediğinde o insan için dünyanın en önemli ve mutlu haberini duyduğumuzu bilmek gerekir.
Şimdilik kimseye söyleme diyerek çekirdekten başlayarak herkese söylersiniz ve bir bakarsınız zaten söylenmemesi gereken kimse kalmamış ;) En güzeli de siz birebir söylemediğiniz halde sizi arayıp kutlayan yakınlardır. 
Derken soluğu doktorun yanında alırsınız. Siz hamileyim diye manşetlerde yerinizi almışken doktor "henüz keseyi gördük, bebek için erken, 10 gün sonra gelin kalp atışını duyalım." der. Herkes diğerinden gizlediği "haydaaaa" ünlemiyle çıkar muayeneden. Sonra ver elini "Google" :))) hamilelik boyunca Google da arananlardan kaç cilt kitap çıkar bilemezsiniz. 10 gün sahte bir mutluluk, artan bir heyecan ve bolca temkinle geçer. Derken kontrol günü gelir. Gebeliğin en kritik muayenesidir, ilk kalp atışında annenin yanında olmayan baba, çok ama çok şey kaçırır. Duyup duyabileceğiniz en tarifsiz sestir. Varlığını ilk defa sesiyle hissettirir bebeğiniz.. Günlerdir kendinize sorduğunuz "Acaba burada mı?" sorusunu yanıtlar gibi "Buradayım, buradayım, buradayım" dercesine atar minik kalbi, boyu henüz bir santim bile olmamış bebeğinizin.. 
Sonra iki aşamalı bir süreç başlar. Biri dışarıda biri içeride.
Dışarıda bir coşku bir telaş başlamıştır. Sizi gören her doğurmuş kadın kendi deneyimlerinden, her doğurmamış kadın da ablasının, arkadaşının deneyimlerinden bukleler sunar. Gereksiz ayrıntılara girenlere kızar, acılı hikayeler anlatanlara içerlersiniz.. Ilk üç ay bir rüyayı yaşar gibi olursun. Zor geçiyorsa hamile değil de hasta gibisinizdir. Kolay geçiyorsa devamlı kendinizi dinler vücudunuzda farklar ararsınız. Derken dördüncü ay yaklaşır. Cinsiyet öğrenme heyecanı başlar. Aile içinde sevimli iddialaşmalar, küçük bahisler yaşanır. Ilk bebekte herkes gönlünden bir şey geçirir ama herkes aynı noktada birleşir "Ne fark eder?" Tabi ki her zaman en büyük dilek, her şeyden önce sağlıklı bir bebektir ancak cinsiyet ilk bebekte  genelde hiç ama hiç önemli değildir. Doktor kontrolleri ayın en heyecanlı günüdür. Izin alamama durumu olan babaya çemkirilir, doktora gelmek bebeği anne karnındayken görmek isteyen yakınlar gözünüzde devleşir, kontroller sırasında karnı senden büyük kadınlar itina ile incelenir... Her kontrole tek bir hayalle gidersiniz : yüzünü görmek... Ama beni her seferinde ama her seferinde ağlatan kalp sesi olmuştur. 
İçerideki süreç bambaşkadır. Karar verme sürecinde olduğu gibi önce herkes kendine sorar soruları, sonra karşınızdakine sormaya başlarsınız. Kime benziyor, inşallah şuna benzer, inşallah şuna benzemez, normal mi doğar sezeryan mı, cildim çatlar mı, nasıl bakacağım, büyütebilecek miyim, eşim değişir mi, evliliğimiz etkilenir mi, sütüm olur mu, küveze girer mi, sağlığı iyi mi, adı ne olsa, gözleri ne renk, alışverişe ne zaman başlanır, çok kilo alır mıyım, bu kiloları verir miyim... Hazır mıyım, hazır mıyım, hazır mıyım??


Annelik asla hazır olup olmadığınıza karar verebileceğiniz bir şey değildir oysa.. Bir yolculuktur, rehberinizin iç güdüleriniz olacağı bir yolculuk... her köşe başında başka çiçekler koklayacağınız, yorgunluk nedir bilmeyeceğiniz, başınız hep yukarıda , göğünüzde ve gönlünüzde geceleri gitmeyen bir güneşle yürüyeceğiniz bir yolculuk..
Ve anne olacağınızı öğrendikten yaklaşık 9 ay sonra, karnınız burnunuzda bu yolun başındasınızdır artık...

Beklersiniz... mucizenizi kucağınıza alacağınız o büyük günü beklersiniz...


Hiç yorum yok: